Lazerle Kıl Dönmesi Tedavisi

Kıl dönmesi (pilonidal sinüs) mutlaka tedavi (ameliyat ) gerektiren bir hastalıktır. İlaçlarla geçmez. Tedavi edilmez ise sık sık enfeksiyon yaparak daha geniş bir alana yayılım gösterir. Bu da olacağı ameliyatın daha büyük boyutta olmasına sebep olur.

Lazerle kıl dönmesi tedavisi


Tedavide ana prensip hastalıklı alanın çıkarılması yani kistin (boşluğun) uzaklaştırılması ya da kapatılmasıdır.


Tedavi yaparken her hastayı ayrı ayrı değerlendirmeli ve hastalığın yerleşimine, boyutuna göre tedavi yöntemi seçilmelidir. Her hastaya standart olarak aynı tedavi yöntemi uygulanmaz.


Hastalıklı kısım çıkarılırken etraftan geniş, sağlam dokuların çıkarılması (flap ameliyatındaki gibi) gereksizdir.
Bu amaca uygun tedaviler mikrosinüsektomi, karydakis ve laser tedavileridir.

Lazer Tedavisi Nasıl Yapılır?

Lazer tedavisindeki amaç kistik alanın kapatılmasıdır. Bunu yaparken boşluğun kıllardan, atık materyallerden temizlenip, kapsül harap edildikten sonra lazer cihazıyla yapıştırma işlemi uygulanır.
İşlem yapılacak olan alana cilt temizliği yapıldıktan sonra lokal anestezi uygulanır.


Kıl giriş ya da apse çıkış delikleri çok küçükse 5 mm. kadar genişletilir. Çünkü içerisinin iyice temizlenebilmesi için küret dediğimiz aletlerin ve fırçanın girebilmesi gerekir.

Bu deliklerin her birinden teker teker fistül traktları yani cilde açılma yolları, alttaki kist boşluğu küretle ve fırçayla temizlenir. Kıllar ve kistin içindeki ölü dokular oradan çıkarılır. Kapsül harap edilir.


Uygun bir lazer cihazının uygun probuyla (ucuyla) her bir giriş deliğinden girilerek fistül yolları ve alttaki kist boşluğu kapatılır. Arada hiç boşluk bırakmadan, boşluğun her yönüne ayrı ayrı ışın verilir. Verilen ışın o bölgedeki dokunun proteinlerini denatüre ederek ve proteinlerdeki kovalent bağları parçalayarak fibrin (fibrozis ) oluşturur. Yani boşlukta yeni bir fibröz doku oluşur.


Her alan ışınlandıktan sonra işeme son verilir. 5 mm.olan kesiler kapatılmaz. Gevşek pansumanla kapatılır.

Lazerle Kıl Dönmesi Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

  • Lokal anestezi ile yapılabilir. Genel anesteziye gerek yoktur.
    *Genel anesteziye gerek olmadığından hastaneye yatış gerekmez. Bu da maliyeti düşürür
    *Ağrı minimaldir. Diğer yöntemlerle kıyaslandığında çok daha az ağrı olur.
    *Kesi ve dikiş yoktur.
  • Her gün pansuman yapılmasına gerek yoktur.
    *Kesi olmadığından enfeksiyon riski diğer yöntemlere göre daha azdır.
    *İşe ve günlük hayata dönüş daha kısadır.
  • Yatış pozisyonunda kısıtlama yoktur. Günlerce yüzü koyun yatması gerekmez.
    *Her ne kadar lazer cihazı gibi ek teknoloji gerekse bile hastaneye yatış olmadığından diğer yöntemlere göre ekonomiktir.
    LAZERLE TEDAVİDEN SONRA:
  • İşlemden sonra bir kaç gün (bazen 10 günü bulabilir) akıntı olacaktır.
    *2 gün sonra pansuman açılıp banyo yapılabilir.
    *Her müdahaleden sonra olabileceği gibi enfeksiyon olabilir, ancak daha nadirdir.
    *Her pilonidal sinüs tedavisinden sonra olduğu gibi nüks görülebilir. Doku çıkarılmadığı için ve gerginlik gelişmediği için çok daha az nüks vardır.
    Tekrarlama olmama garantisi veren bir yöntem yoktur. Daha önce de defalarca anlattığım gibi tekrarlama kişinin hijyen ve yaşam alışkanlıklarıyla ilişkilidir.
    *Çok nadiren kist boşluğunun tam kapanmadığı durumda ikinci bir işlem gerekebilir.

PİLONİDAL SİNÜSTE KULLANILAN LAZER CİHAZININ ÖZELLİKLERİ:
Bir çok alanda kullanılan değişik lazerler vardır. Epilasyon ve diğer cilt tedavilerinde kullanılan lazerler, diş hekimliğinde diş beyazlatmada , ürolojide taş kırmada kullanılan lazerler vardır. Her birinin kullanılacağı dokuya ve kullanım özelliklerine göre dalga boyu ve özellikleri farklıdır.


. Proktolojide kullanılan lazerler özel bir lazer gurubuna girmektedir. Pilonidal sinüste ve perianal fistülde kullanılan lazer sistemleri belirli güç ( watt )değerinde ve dalga boyunda olmalıdır.

Dalga boyu doğru olsa bile gücü yeterli değilse istenilen fibroliz oluşamamaktadır. Yeterli akım gücü olmazsa proteinlerdeki kovalent bağlar parçalanamaz ve fibrin oluşamaz. Yeterli fibrosizin olmaması da yetersiz tedavi demektir.


Proktolojide kullanılan lazer ”1470 nm Nonometre dalga boyunda, 15 watt gücünde” olmalıdır.


Dalga boyu yeterli olsa bile 10 veya 12 watt gücündeki lazeler yeterli fibrosiz yapamaz ve dokuyu yapıştıramaz.

LAZERLE TEDAVİDE CİHAZIN HER PARAMETRESİ UYGUN OLSA BİLE YAPAN KİŞİNİN TECRÜBESİ ÇOK ÖNEMLİDİR. MÜDAHALEYİ YAPAN KİŞİ HASTAYI UYGUNLUK AÇISINDAN İYİ SEÇERSE BAŞARI ORANI YÜKSEK BİR TEDAVİDİR.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

WhatsApp Destek
İletişim Bilgileri