Randevu Al Tedavi Fiyatları

      HPV  NEDİR?

HPV, DNA içeren bir virüstür.200 e yakın tipi vardır.Isıya dayanıklıdır. Nemli,ıslak bölgelerde daha fazla ve kolay üreyebilir.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar arasında en sık görülendir.

Tüm vücuda yerleşebilirler.  Her yaşta bulaşma olabilir,cinsel aktif dönemde daha fazladır. Sosyo-ekonomik ve bilinç düzeylerinden bağımsız olarak her kesimde görülebilir.Bazı tipleri vücutta değişik hastalıklardan sorumludur. Ayrıca burun, ağız, gırtlak, boğaz,yemek borusu ve üst solunum yollarında görülebilmektedir.

Bazı tipleri kanser açısından risklidir. 40 a yakın hpv tipi genital bölgeye yerleşebilir.  Bir kişide ya da bir bölgede birden fazla tip bulunabilir.

   HPV Tipleri:

Risk kategorisine göre 3 sınıfta toplanabilir

       Düşük Riskli Tipler: 6,11,30,40,42,43,44,54,61,70,72,81

       Olası Yüksek Riskli Tipler: 26,53,66,68,73,8

       Yüksek Riskli Tipler: 16,18,31,33,35,39,45,51,52,56,58,59

  • 30 dan fazla tipi seksüel yolla geçiş gösterir. Bu yolla geçen virüs rahim ağzındaki ve anal kanaldaki epitel hücrelerini enfekte eder ve bazı değişikliklerin oluşmasına yol açar.
  • Rahim ağzı kanserlerinde HPV 16 ve 18 kanserlerin yaklaşık % 100 üne yakın oranda sorumludur.
  • Anal kanserlerde bu kadar yüksek olmasa da tip 16-18  % 85 oranında sorumludur. Anal kanserlerde Tip 16 en sık görülür. 18’e  daha az oranda rastlanır.Ayrıca tip 6, 11 ve 31 düşük oranda sorumlu tutulmuştur.
  • Yüksek riskli tipler dirençli tiplerdir,dokuda daha uzun süre kalırlar. Kronik enfeksiyon yaptıklarından bu kişilerde kanser öncesi lezyonlar, rahim ağzı kanseri ve anüs kanseri daha sık görülmektedir.
  • Bu virüsün mevcut olmasından daha önemli olan tipinin ne olduğudur.

Kadınlarda HPV Testi: Tip tayini, tedavi sırasında alınan siğil şeklinde  lezyonlardan, vajinal smeerden DNA analiziyle yapılabilir.  Kanser açısından yüksek riskli tipler tespit edildiğinde rahim ağzı kanseri  açısından  daha sıkı takip gerekecektir.

Erkeklerde HPV testi: Penisten, üretradan (idrar yolu ağzı) alınan sürüntü şeklindeki örneklerden DNA  analizi yapılır. Ayrıca tedavi sırasında alınan  siğilden analiz yapılabilir.

     HPV Sınıflandırılması:

1- Deri Tipleri: Tüm vücutta ciltte siğil yapan tipleridir.

2-Mukoza Tipleri:Vulva,vajina,rahim ağzı,anal kanal,penis gibi yerlerde bulunan mukoza dokusunda, ağız,burun,soluk borusu ve yemek borusuna yerleşebilirler. Yerleştikten sonra hiç belirti vermeyebilir. Ya da siğil oluşumundan kanserleşmeye kadar giden belirtilere sebep olabilirler.

     HPV Bulaşma Yolları:

    Temas yoluyla bulaşır. Vücudun herhangi bir alanında temasla bulaşmalar olabilir ve siğil çıkmasına neden olabilir. Bazı kişiler virüs taşıdığı halde lezyon bulunmasa bile bulaşmaya sebep olabilir.Ciltten cilde veya ciltten mukozaya temasın olduğu vajinal,anal ve oral seksle bulaşma sıktır. Bulaşma için genital birleşme şart değil, yüzeysel temas yeterlidir.

200 e yakın HPV tiplerinden yaklaşık 30-40 kadarı cinsel yolla bulaşabilir.

Doğum sırasında anneden bebeğe bulaşma görülebilir.

         Virüs Bulaştıktan Sonra Ne Olur?

     *Bir gurup kişide virüs hiç bir hastalığa, lezyona sebep olmaz. Yani bir enfeksiyon görülmez. Çoğu zaman kişi virüsü taşıdığını bile öğrenmeden yıllar içinde vücuttan temizlenebilir. Bu kişiler direnci yüksek kişilerdir. Bazen özellikle kadınlar smeerden yapılan tetkiklerde tesadüfen mikrobu taşıdığını öğrenir. Bazen bu durum eşler arasında tartışmalara yol açabilir. Kendisinde lezyon olmayan kişi  partnerini hastalığı konusunda suçlayabilmektedir. Maalesef bu konuda oldukça fazla sorularla karşılaşmaktayız. Kendisinde hiç siğil  olmayan kişi mikrobu taşıyabilir ve eşine bulaştırabilir,eşinde siğile rastlanabilir.

   * Siğil şeklinde lezyonlar görülür. Tüm vücutta görülebilir. Bu lezyonlardan HPV DNA testi yapıldığında tip belirlenebilir. Bu lezyonlar tedavi edilmelidir. Tedavi edilmezse giderek çoğalırlar,büyürler.Siğiller mikrobu alır almaz çıkmayabilir. Aylar sonra direnç düştüğünde,yorgunluk,stres gibi durumlar oluştuğunda çıkabilir.

Virüslerin tedavi sonrasında %90 ı iki yılda kaybolabilir. %10 ise daha uzun yıllar vücutta kalabilir. Yüksek riskli olan tipler genellikle daha uzun sürede vücutta kalabilirler.

         Risk Faktörleri:

* Cinsel aktif olanlarda daha fazladır. Çok eşlilikte görülme ve bulaşma riski fazladır. Erken yaş evlilklerde özellikle çocuk yaşlarda bulaşma ve kanser geliştirme riski fazladır.

* Bağışıklık sisteminin düşük olduğu kişilerde risk fazladır. Sosyoekonomik düzeyi düşük kişilerde,beslenme yetersizliği olan kişilerde bağışıklık sistemi zayıf olabilir. Ayrıca ağır enfeksiyon geçirenlerde, böbrek nakil hastalarında,kanser tedavisi görenlerde, immün sistemi zayıflatan bazı ilaçlar (kortizon) kullananlarda, diyabetik hastalarda,ağır diyet yapanlarda ,aşırı yorgunluk ve stres altında olanlarda  bulaşma ve yayılma daha fazladır.

  * Ciltte,mukozalarda  kesik ve yaraların bulunanlarda bulaşma kolaydır.

  * Ağır sigara içenlerde daha sık görülmüştür.
 * Kişinin siğili elledikten sonra elini yıkamadan başka bölgelerine dokunması durumunda siğil oluşabilir.

  * Fazla sayıda doğum yapanlarda folik asit eksikliğinden ve rahim epitel dokusunun bozuk olmasından dolayı sık rastlanmaktadır.
   * Havuz kenarı, hamam, kaplıca, banyo, duş, tuvalet gibi ortak kullanılan sıcak ve ıslak ortamlar ve havlu,bornoz,ıslak terliklerin ortak kullanımı bulaşmayı artırır.

   * Uzun süreli doğum kontrol hapı kullananlarda bulaşma ve rahim ağzında kanserleşme riski daha fazladır. Bu ilaç kullananlarda rahim ağzının epitel yapısında bozulma olabilir. Ayrıca doğum kontrol hapı kullanan hastalarda prezervatif kullanımı azdır. Bu nedenle de bulaşma yüksektir.

    HPV (HUMAN PAPİLLOMA VİRÜS) AŞILARI

Aşı ile ilk çalışmalar 1993 yılında başlamıştır.Önce tekli, ikili  sonra dörtlü çalışmalar tamamlanmıştır. Dörtlü aşı 2006 yılında FDA (ABD nin gıda- ilaç kontrolünü yapan kurum) tarafından onaylanmıştır. Türkiye’de 2007  yılında  Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmıştır. Son günlerde dokuzlu aşı çalışmaları tamamlanmış ve batı ülkelerinde kullanıma sunulmuştur. Türkiye’ de henüz kullanılmamaktadır.

Aşılar içerisinde bulunan HPV tiplerinin çeşidine göre 3 ayrı formu mevcuttur.

  İkili Aşı: Tip 16,18

  Dörtlü aşı: Tip 6,11,16,18

  Dokuzlu aşı:  Tip  6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52,58 mevcuttur.

       Aşı Neden Yapılmalı?

    Aşılamada temel amaç özellikle rahim ağzı ve anüs kanserlerine karşı korunmaktır.

Kadınlardaki rahim ağzı kanserinin nedeni olarak bu virüs olduğu bilinmektedir.

Günümüzde anüs kanseri,penis kanseri,ağız ve boğaz kanserinde de HPV nin rolü olduğu tespit edilmiştir. Aşı yapılması tıpkı diğer enfeksiyon hastalıklarını önlediği gibi bu virüsle enfeksiyonu da önleyecektir. burada daha da önemli bir konu mevcuttur. Yalnız enfeksiyonu değil bu enfeksiyonun sebep olduğu kanser de önlenmiş olacaktır. Rahim ağzı kanseri tedavisi zor, maliyeti yüksek,bazen öldürücü bir kanser olması dolayısıyla tedaviden çok korunma önem kazanmaktadır. Anüs kanseri de tedavide anüsün kapatılması,karına torba takılması gibi ,ışın tedavisindeki rahatsızlıklar gibi pek çok istenmeyen durumlara sebep verdiğinden korunma burada da önemlidir. Aşılamada amaç HPV enfeksiyonunu, özellikle rahim ağzı kanserinin  ayrıca  anüs kanserinin sıklığını azaltmaktır

Dünyada her yıl 30 milyon kişide siğil oluşmaktadır. Bir bu kadar kişide de rahim ağzında kanser değilse bile bazı hücresel değişiklikler tespit edilmektedir. Bu hastalıkların tedavisi nedeniyle oldukça yüksek ekonomik kayıplar söz konusudur. Ayrıca tedavi sırasında önemli miktarda iş gücü kaybı da vardır. Ayrıca hastalarda ciddi korku,psikolojik stres ve depresyon da olmaktadır.

    Ne Zaman Ve Kimlere Yapılmalı?

Aşılama 0 , 1 ve 6. aylarda birer doz olarak yapılır. Daha sonra rapel doz yaptırmaya gerek yoktur.

9 yaşından önce yapılmamalıdır. Genellikle 11-13 yaşındaki kız çocuklarına rutinde uygulama vardır. 26 yaşına kadar korunma amaçlı  yapılabilir.  Önceleri hiç cinsel birlikteliği olmamış, yani virüsü almamış kız çocukları için önerilmekteydi. Özellikle batı ülkelerinde 9-24 yaş  arasında aşı programlarına alınmıştı. Erkeklerin de virüsü aldığı,enfeksiyon geliştiği ve kadınlara bulaştırabildiği dikkate alındığında erkeklerde de  yapılması mantıklı görülmüş ve özellikle batı ülkelerinde yapılmaya başlanmıştır.

Son zamanlarda enfeksiyonu geçirenlere,siğili olanlara da önerilmeye başlanmıştır. Bu kişilerde tip tayini yapıldıktan  sonra dörtlü aşı yapılması hem mevcut olmayan tiplere karşı korunma amacını hem de mevcut tipe karşı fazla antikor üretme ve tedaviyi kolaylaştırma  amacını taşımaktadır.

HPV enfeksiyonu geçirmek  tekrar geçirmeye engel değildir. Çünkü daha sonra yeniden geçirmeyi engellemeye  yetecek  kadar antikor ( o enfeksiyona karşı savunma sağlayan maddeler) oluşmuyor. Yeterli antikorlar ancak aşılama sonrasında oluşabiliyor. Aşılama yapıldıktan sonra kanda oluşan antikorlar  enfeksiyonu geçiren kişilerdekine göre 30-40 kat fazladır.

Rahim ağzı kanserinin en sık sebebi tip 16 dır. Daha sonra sıklık sırasına göre 18,45,31 tipleri sayılabilir. Bu nedenle ilk aşı çalışmaları 16 ile yapılmıştır. 16 ile yapılan aşı yalnız 16 ya göre koruma yapar. Bu nedenle diğer tiplere karşı korunmak için çoklu tiplerle aşılar geliştirilmiştir. 16-18 içeren aşılar (ikili), 16,18,6,11  içeren (dörtlü) aşılar üretilmiştir. Son zamanlarda da dokuzlu aşı ( 6, 11, 16, 18, 31, 33, 45, 52,58 ) üretilmiştir,henüz Türkiye’de bulunmamaktadır.

  Gebelerde Uygulanabilir mi?

Gebelerde yapılmamalıdır. Eğer gebe olduğu bilinmeden aşı yapıldıysa gebeliğin sonlandırılması gerekmez. Gebelik başlamadan önce bir doz  yapıldığında  doğumdan sonra aşı takvimi yeniden uygulanmalıdır,yani ilk doz yapılmamış kabul edilir. Gebelikten önce 2 doz yapıldıysa  son dozun doğumdan sonra yapılması yeterlidir,yeniden ilk dozdan başlayarak yapılmasına gerek yoktur.

Süt veren annelerde: Doğurduktan sonra 6. haftadan itibaren aşı yapılabilir.

    Aşının Yan Etkisi Var mı?

Her aşıda olduğu gibi bazı yan etkileri vardır.

Sık görülen yan etkiler:  Enjeksiyon yapılan yerde kızarıklık, ısı artışı, şişme, kaşınma gibi şikayetler, ateş, sersemleme, güçsüzlük, yorgunluk, halsizlik, fenalaşma hissi, bazen titreme ve kasılma ile birlikte bayılma, bulantı ve kusma,eklem ve kas ağrıları,baş ağrısı

Nadir görülen yan etkiler:  Lenf bezlerinde şişme, salgı bezlerinde (tükrük bezleri gibi) şişme, Guillain- Barre sendromu( omurilik iltihabı),idiyopatik trombositopenik purpura (noktasal şekilde cilt kanamaları),kolay kanama,morarma.

Çok seyrek görülen yan etkiler: Solunum güçlüğü ve ciddi allerjik reaksiyonlar, kurdeşen, ürtiker,

 

4 Comments

Add a Comment
  1. Merhaba avucumun içinde küçük su toplamasına benzer bir şey çıkıyor bazen daha küçülüp kayboluyor siğil olabilir mi

    1. Siğil genellikle su toplaması şeklinde değil et beni ya da nasır gibi sertlik şeklinde olur. Kesin tanı ve tedavi önerisi için cildiye uzmanına muayene olmalısınız.

  2. Hpv tedavisi oldum,aşı olmam gerekirmi?

    1. HPV de aşı önerileri giderek değişiyor. Önceleri hiç enfeksiyonu almamış, cinsel birlikteliği olmamış kız çocuklarına 24 yaşına kadar öneriliyordu. amaç rahim ağzı kanserini en çok yapan tip (16,18) e karşı korumaktı. Sonra 9 yaşından itibaren erkek çocuklarına yapılmaya başlandı. Burada da amaç erkekleri penis,anüs kanserinden,kadın partnerlerini de rahim ağzı kanserinden korumaktı. HPV yi aldıktan sonra hastalık sırasında dirençli olanlara, zor tedavi edilenlere önerilmektedir. Geçtikten,tedavi olduktan sonra aşı konusunda bir öneri yok. Rutinde yapılması gerekmiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Op. Dr. Seher ŞİRİN © 2018